Uzun Bir Yol Hikayesi: Madagaskar

1
2092

Sahibi olmayan bir elmas bulursan, o elmas senindir. Sahibi olmayan bir ada bulursan, o ada senindir.Küçük Prens

Bir “Büyük Kırmızı Ada”: Kahverenginin içinde yaşayan köyler, uçsuz bucaksız yağmur ormanları, ağaç köklerinden hayata bağlanan sesler, varlıkları ile adalılara farklı bir aidiyet hissi sunan lemurlar, sessizce içine çeken okyanus kıyıları, durağanlığı öğreten baobab ağaçları, kırmızı topraklar….

Madagaskar
Gidiyorum. Yalnız yürüyorum. Bu benim yeşilim, benim gittiğim yer, benim hayal dünyam.

Zamanın ne kadar eskide asılı kaldığını… aslında yeşilin bin bir türlü tonu olduğunu… ve hepsinden öte hayatın doğayla iç içe olunca zorluklara aldırmadan ne kadar basit ve kendince yaşanabileceğini… gösteren bir yerdeyim.

Madagaskar Kırmızı Ada
Nehrin diğer tarafında yürüyüş.

Uzun bir yol hikayem var artık.

Başkent Antananarivo’dan güneye doğru ilerledik, adanın yeşili ve okyanusunun derinliklerine dokunup tekrardan kuzeye döndük ve Tsiribihina Nehri’nde ilerleyerek baobab ağaçları ile ünlü Morondava’ya ulaştık…

Baobab ağaçları, Morondava
Baobab ağaçları, Morondava

“Belki böyle bir yer sadece içimizde var. Orayı aramayı sürdürmeliyiz.
Onu bulamazsak yaratmamız gerekir.”
Ferzan Özpetek

Gittiğin yer...
Her gün ne kadar uzağa yürüdüğü hakkında hiç bir fikrim yok… Sadece bir yerden bir yere varmak için kilometrelerce yürüyor… Mesafelerimiz aynı değil.

Kafamın karışık olduğu dönemlerdeyim, hayatıma dair ciddi kararlar almam gerekiyor, ama bütün kararlardan kaçıyorum. Ya eski işime geri dönecek ve sevmediğim şeyleri yaparak para kazanacağım ya da hayatımı tekrardan yazacağım. Bilmiyorum. Sen arayıp, “karar verdik Madagaskar’a gideceğiz ve bütün planı ben yapıyorum” diyorsun, ve ekliyorsun orada düşünecek çok vaktin olur, hem düşüncelerinden kaçamazsın… Böylece bir plana dahil oluyorum.

Gidip gelen zamanlardayız, Paris’te bir sabah erkenden uyanıyorum ve valizimi hazırlamaya başlıyorum. Aşılarım önceki gezilerimden tamam olduğu için sağlık ile ilgili konularda çok kaygılanmıyorum.

Bugün zaman Afrika… Elimde tamamen bir belirsizlik ile yeşilin ördüğü bir adaya gideceğim. Havaalanındayım. Madagascar Air ile yolculuk yapacağız, Paris’ten Antananarivo’ya direk uçuyorlar, ortalama 11 saat sürüyor ve Air France’ın kendilerine bağışladığı eski uçakları kullanıyorlar. Uçak yolculuklarımda en çok yanıma kimin oturacağı ve aralarda edebileceğimiz muhabbetlerden dolayı heyecanlanıyorum.  Bir yanıma Portekizli bir arkadaşım diğer yanıma da orta yaşlarda malgaş bir kadın oturuyor. Yolculuğun ilerleyen saatlerinde muhabbet etmeye başlıyoruz. “O kadar güzel bir adaya gidiyorsun ki neredeyse hep güzel insanlara denk geleceksin, ve lütfen fakirliğe falan çok aldırma, biz parasız yaşamasını da biliyoruz, sen önyargısız ve içten gözlerle bak etrafına, o zaman bambaşka bir Madagaskar göreceksin, ve o zaman bu adayı ayrı seveceksin” diyor… Sonra kendi hikayesini anlatıyor.

Gülümsemek hayatını gerçekten değiştirebilir mi? Sana daha iyi gelebilir mi?
Gülümsemek hayatını gerçekten değiştirebilir mi? Sana daha iyi gelebilir mi?

Benim bu hayattaki en büyük şansım karşılaştığım insanlar.

Birinci gün…

Günün ilk saatlerinde Anosy Gölü etrafında konumlanmış Antananarivo’ya kısaca Tana olarak bilinen “Binlerin Şehri”ne geliyoruz. Uçaktan hafif nemli bir sıcağa iniyoruz. Güneş dağların arasından yavaş yavaş kendini göğe sunuyor. Biz ise vize sırasındayız. Diğer Afrika ülkelerinden farklı olarak burada bir kaç kez sıraya girmek gerekiyor sonra da bir süre vizenin çıkışını beklemek. Ama vize için ücret alınmıyor… Sadece formalite.

Şehir ve Uzak.
Şehir ve Uzak.

Havaalanında tavanda pervaneler ile eski bir salon karşılıyor bizi. Aynı uçaktan indiğimiz bir sürü turist etrafındaki hiçbir görevliye aldırmadan deliler gibi sinekkovarlar ile banyo yapmaya başlıyorlar. “Evet sizin ülkenizde nelerden korunmamız gerektiğini biliyoruz” havasındalar… Oysa yanında oturduğum kadın –malgaş– “bu mevsimde hastalık yapacak sinek çok olmaz korkmana gerek yok” demişti… Her zamanki gibi pek aldırmıyorum etrafımdakilere, sadece izliyorum.

Vize sırasını tepemizdeki tahta ve bazı bazı demir pervanelerin çıkardığı sesi dinleyerek tamamlıyoruz…

Sonra havaalanından dışarı çıkıyoruz ve adanın güne dönmüş yüzünde farklılıkları anlamaya çalışıyoruz. Bizi otobüs şoförlerimiz karşılıyor,  bugün doğuya doğru yolculuk yapacağız, Marozevo’da bulunan Pereyras çiftliğine uğrayacak sonrasında  Andasibe Doğal Parkı’na doğru yol alacağız.

Tana’yı gezmeyi dönüşe bırakıyoruz… Şimdi sıra adayı başından sonuna keşfetme, farklı sivil toplum kuruluşlarının adada yaptıkları çalışmaları gözlemleme, onlara önerilerde bulunma ve toplumu başkent dışında kalan yerlerde daha da derinden anlama yönünde… Uzun bir yolculuk olacak!

Otobüslerle şehirde ilerlemeye başlıyoruz. Önce fakirlik dökülüyor zamandan, sonra insanların gülümsemeleri… Ardından anlamaya çalıştığımız bir sürü kültürel farklılık.

Yollarda hep renk var.
Yollarda hep renk var.

Uzun bir gezi yazısı bu. Günleri biraz karışık yazacağım. En sonunda ise hepsini toplu hale getirip özetleyeceğim…

Madagaskar Tsiribihina NehriUzun Bir Yol Hikayesi: Madagaskar – 2 (Yazının devamı)

SEVDİN Mİ?

1 YORUM

  1. Bilmek istiyorum.Madagaskar da sıtma (malarya)tehlikesi var mı eğer varsa alınacak önlemler nasıl olmalıdır? Bir de sıtma tamamen tedavi edilebiliyor mu? Bu konuda adaya gitmek isteyenleri başka hangi hastalık ve tehlikeler bulur?

CEVAP VER